Videodaki Oyuncular: Aldo Moreno, Fabiola Romero

Üvey Annemin Hamile Kalması Lazım Türkçe Altyazılı Porno

Yatağa her girdiğimde aklımda o var. Gözlerimi her açtığımda onu düşünüyorum. Lindsay… Üvey annem. Babamın karısı. Ama bana göre o çok daha fazlası.

Babam kaba saba bir adam. Karısının en büyük arzusunu, ablasına taşıyıcı annelik yapma isteğini “ben karımı kimseye tohumlatmam” diye tek cümlede çöpe atmış. Lindsay o gece salonda sessizce ağlarken ben merdivenin yarısında durup dinledim. Omuzları titriyordu. “Sadece bir çocuk… ablam için” diye mırıldanıyordu kendi kendine. Babam televizyonun sesini açtı, umurunda bile olmadı.

Ben ise o andan itibaren başka bir şey düşünemez oldum.

Onu benden iyi tanıyan kimse yok bu evde. Hangi diziyi tekrar tekrar izlediğini, yağmurlu günlerde hangi çayı içtiğini, stres olduğunda saçını nasıl parmaklarının arasında kıvırdığını biliyorum. Babam bunların hiçbirini fark etmiyor. Ben fark ediyorum. Ve eğer o kocası onu hamile bırakmaya cesaret edemiyorsa… belki de sıra bende.

Ertesi akşam mutfakta yalnızdık. Lindsay bulaşık yıkıyordu, ben arkasından yaklaştım. “Hâlâ ablan için mi üzülüyorsun?” diye sordum. Başını salladı, sesi boğuk çıktı. “Babam seninle konuşmayı bile reddediyor. Ben… ben yapabilirim.”

Elleri sudaki tabağı bıraktı. Yavaşça bana döndü. Gözlerinde şaşkınlık, korku ve… kabul etmeye cesaret edemediği bir kıvılcım vardı.

“Axel… ne diyorsun?”

“Seni hamile bırakmayı teklif ediyorum,” dedim net bir şekilde. “Babamın yapamadığını ben yaparım. İçine boşalarım. Ta ki tutana kadar. İstediğin kadar.”

Bir süre sadece nefes sesleri duyuldu. Sonra Lindsay’in gözleri doldu. “Bu… yanlış,” diye fısıldadı ama sesinde reddediş yoktu. “Çok yanlış.”

“Ama istiyorsun,” dedim. “Biliyorum.”

O gece odama geldi. Kapıyı kilitledi. Pijama üstünü çıkardığında meme uçlarının çoktan sertleşmiş olduğunu gördüm. Yatağa oturttum onu, dizlerinin üzerine çöktüm. Külotunu indirdim, bacaklarını omuzlarıma aldım. Kokusu başımı döndürdü. Dilimi yavaşça gezdirdim, klitorisini emdim, iki parmağımı içeri sokup kıvırdım. Lindsay’in elleri çarşafa gömüldü, kalçaları titredi. “Axel… lütfen,” diye inledi. Orgazmı geldiğinde bacakları başımı sıktı, ıslaklığı dilime aktı.

Ayağa kalktım, pantolonumu indirdim. Sertliğim ortaya çıktığında Lindsay’in bakışları büyüdü. Elini uzatıp kavradı, ağırlığını tarttı. “Çok kalın…” diye mırıldandı. Yatağa yatırdım onu, bacaklarını iki yana açtım. Ucu ıslak amına değdiğinde ikimiz de nefesimizi tuttuk. Yavaşça ittim. Her santimde içi beni sardı, sıcak ve dar. Tamamen girdiğimde alnımı onun alnına dayadım.

“Bunu ablan için yapıyoruz,” dedim. “Ama şu an… sadece bizim.”

Hareket etmeye başladım. Derin, ağır, kasıtlı vuruşlar. Her ileri gidişte dölümü en derine bırakacakmışım gibi. Lindsay’in tırnakları sırtıma battı, inlemeleri boğuk çıktı. “İçime… boşalt,” diye yalvardı. “Lütfen, Axel… içime ver.”

Tempom arttı. Yatak tıkırdıyor, ten sesleri odayı dolduruyordu. Lindsay’in ikinci orgazmı geldiğinde içi ritmik olarak kasıldı, beni sıktı. Dayanamadım. Derin bir vuruşla en dibine gömüldüm ve boşaldım. Sıcak dölümünü içine akıtırken dişimini onun boynuna geçirdim. Uzun saniyeler öyle kaldık; hâlâ içinde, hâlâ kasılarak, her damlasını ona verdiğimi hissederek.

Çıkardığımda aramızdan beyaz bir sızıntı aktı. Parmaklarımla topladım, yeniden içeri ittim. Lindsay’in gözleri yaşlıydı ama gülümsüyordu.

“Bir daha…” diye fısıldadı. “Tutana kadar. Her gece.”

O geceden sonra düzenimiz değişti. Babam evdeyken normal görünüyorduk. O yokken Lindsay odama geliyor, bazen ben onunkine gidiyordum. Her seferinde aynı amaçla: onu hamile bırakmak. Bazen missionary, bazen arkadan, bazen onu kucağıma alıp havada sikerek. Her boşalışımda “al… hepsini al” diye fısıldıyordum. Lindsay her seferinde daha fazla açılıyor, daha fazla istiyordu. “Daha derin… daha fazla döl” diye inliyordu.

Bir sabah test yaptık. İki çizgi belirdiğinde Lindsay titreyen ellerle bana sarıldı. Ağlıyordu. Ben de. Alnını öptüm, karnına avucumu koydum.

“Benim tohumum,” dedim alçak sesle. “İçinde büyüyor.”

Babam hiçbir şey bilmiyordu. Ablası sevinç gözyaşları döküyordu. Lindsay ise her gece yanıma gelmeye devam etti. Çünkü artık mesele sadece bir çocuk değildi. O, benim dölümle dolmak istiyordu. Ben de onu doldurmak.

Ve her boşalışımda, her “içime ver” yalvarışında, aynı gerçeği fısıldıyordum:

“Sen benimsin. Bu çocuk benim. Ve ben… senin kocandan daha iyi bakacağım ikinize de.”

Yorum Yap

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*