Videodaki Oyuncular: Goddess Sandra

Üvey Annemin Büyük Götüne Şapur Şupur Sapladım

Ev yeniydi. Taşınma kutuları hâlâ koridorda duruyor, duvarlar henüz alışılmamış bir sessizlikle doluydu. Alanna Pow, mutfak tezgâhına yaslanmış, kollarını göğsünde kavuşturmuş vaziyette üvey oğluna bakıyordu. Yüzünde kararlı ama bir o kadar da yumuşak bir ifade vardı. Saçları omuzlarına dökülmüş, üzerinde sade bir bluz ve dar bir pantolon… Yeni evin, yeni hayatın ve yeni rolünün ağırlığını taşıyan bir duruş.

“Ben artık senin üvey annenim,” dedi net bir sesle. “Hoşuna gitse de gitmese de. Ve kurallarıma uyacaksın… Çünkü seni seviyorum. Ve senin için en iyisini istiyorum. Neden bana güvenmediğini anlamıyorum. Bana bir şans vermen lazım. İyi bir anne olmama izin ver…”

Bu cümleler odanın havasını değiştirdi. Üvey oğul karşısında duruyor, ne diyeceğini bilemez haldeydi. Alanna, bir adım yaklaştı. Bakışları kaçmadı, kaçırmadı. “Biliyorum, bu kolay değil,” diye devam etti daha yumuşak bir tonda. “Birdenbire hayatına giren biri var. Ama ben buradayım. Ve gidecek de değilim.”

Eli, oğlunun koluna hafifçe değdi. “Sadece… bana alış. Kurallarım var, evet. Ama hepsi senin iyiliğin için. Geç saatlere kadar dışarıda kalma, odanı dağınık bırakma, bana karşı dürüst ol… Bunlar sevgi göstergesi. Beni dinlersen, her şey daha kolay olur.”

Oturup konuşmaya karar verdiler. Kanepeye yan yana oturdular. Alanna, bacağını altına alıp döndü, yüzü tamamen oğluna dönüktü. “Bana güvenmiyorsun,” dedi. “Hissediyorum. Gözlerinde var. Belki de daha önce kötü örnekler gördün. Belki de kimse gerçekten senin için orada olmadı. Ama ben farklıyım. Seni gerçekten önemsiyorum.”

Parmakları yavaşça oğlunun eline uzandı, tuttu. “İyi bir anne olmak istiyorum. Sadece ‘üvey’ kelimesiyle sınırlı kalmak istemiyorum. Seninle gerçek bir bağ kurmak… Seni tanımak, seni anlamak, sana dokunmak istiyorum.”

“Dokunmak” kelimesi havada biraz daha uzun asılı kaldı. Alanna farkında olmadan ya da bilerek, elini oğlunun elinden çekmedi. Başparmağı avuç içinde yavaşça gezindi. “Bazen anneler… fiziksel olarak da yakın olmak ister,” diye fısıldadı. “Sıcaklık, güven, sevgi… Hepsi birbirine bağlı. Sen de bunu hak ediyorsun.”

Akşam ilerledikçe konuşma derinleşti. Alanna, geçmişinden, neden bu kadar kararlı olduğundan, neden “kurallar” koyduğundan bahsetti. Ama her cümlesinin altında başka bir şey yatıyordu: yakınlaşma arzusu. “Bana şans ver,” diye tekrarladı birkaç kez. “Bırak da seni daha yakından tanıyayım. Bırak da… iyi bir anne olayım sana.”

Bir ara ayağa kalktı, mutfaktan iki bardak su getirdi. Dönerken oğlunun yanına daha yakın oturdu. Dizleri değiyordu. “Şunu söyleyebilir miyim?” dedi. “Senin gibi birini hayatımda görmemiştim. Genç, inatçı, biraz mesafeli… ama altında bambaşka bir yumuşaklık var. Onu ortaya çıkarmak istiyorum.”

Eli, bu sefer oğlunun yanağına uzandı. “Güven bana,” diye fısıldadı. “Gözlerini kapat. Sadece hisset.” Parmak uçları yanaktan çeneye, oradan boyna kaydı. “Bu da bir tür bakım. Bir annenin, oğluna gösterdiği… özel ilgi.”

Öpücük, beklenmedik ama kaçınılmaz geldi. Alanna önce alnına, sonra burnuna, sonra dudaklarına değdi. Yavaş, temkinli, neredeyse “izin ister” gibi. Ama oğul karşılık verince, her şey değişti. Elleri tişörtünün altına girdi, tenini hissetti. “İyi bir anne,” diye mırıldandı öpücüklerin arasında, “bazen kuralları da esnetir. Bazen… çok daha fazlasını verir.”

Kanepe dar geldi. Alanna, oğlunu yavaşça yatırırken hâlâ o kararlı bakışlarını koruyordu. “Bana güven,” diye tekrarladı. “Bırak da sana iyi bakayım. Bırak da… seni gerçekten tanıyayım.”

Gece boyunca o “iyi anne” olma hali, bambaşka bir yakınlığa dönüştü. Alanna hem yönlendiren hem de teslim olan taraftı. “Kurallarım var,” diye fısıldıyordu ara sıra, “ama bu gece… en önemli kural, bana tamamen açılman.” Dokunuşları önce şefkatli, sonra gittikçe daha istekli, daha sahiplenici hale geldi.

Saatler sonra, ikisi de nefes nefese, birbirine sarılmış halde yatıyorlardı. Alanna, oğlunun göğsüne başını yaslamış, parmaklarıyla yavaşça tenini okşuyordu. “Gördün mü?” dedi usulca. “Sana iyi bir anne olabileceğimi söylemiştim. Ve sen… bana şans verdin.”

Odada hâlâ yeni evin o tanıdık boya ve kutu kokusu vardı. Ama artık aralarına bambaşka bir koku karışmıştı: ter, ten ve yeni başlamış yasak bir bağın sıcaklığı.

Alanna Pow’un bu sahnesi, “üvey anne” temasını otorite ve şefkat üzerinden kuruyor. “Kurallarıma uyacaksın çünkü seni seviyorum” cümlesiyle başlayan o net duruş, yavaş yavaş açılan güvene, oradan da bedensel bir teslimiyete dönüşüyor. Bazen en sıkı kurallar, en derin yakınlıkların kapısını aralar. Ve bazı üvey anneler… sevgilerini hem sözle hem de bedenleriyle anlatmayı çok iyi bilir.

O gece, yeni evde yeni bir düzen kurulmuştu. Kurallar hâlâ vardı. Ama artık ikisi de biliyordu ki… bazı kurallar, sadece ikisi için esnetilirdi.

Yorum Yap

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*