Videodaki Oyuncular: Lexi Luna, Xander Corvus
Sadakatsiz Layla Kocasını Aldatıyor Türkçe Altyazılı Porno
Layla Jenner, bir önceki gecenin izlerini hâlâ üzerinde taşıyordu. Kocasına ihanet etmiş, kocasının çalışanı Dean’le yasak bir gece geçirmişti. Aynı zamanda kocasının sadakatsizlik şüphesiyle tuttuğu avukat Mike’la da flörtöz bir karşılaşma yaşamıştı. Şimdi ise her şey daha da karanlık bir hal alıyordu.
Ertesi gün Mike’ın kapısı çalındı. Kapıyı açtığında karşısında Layla duruyordu. Gözleri dolu, sesi titrek… ama her hareketi hesaplıydı. İçeri süzüldü ve hikâyesini anlatmaya başladı. Kocasının onu dövmeye başladığını, dayakların gittikçe ağırlaştığını söyledi. Yardım için Dean’e açıldığında ise adamın yüz çevirdiğini, hatta kocasını etkilemeye çalışarak vasiyeti değiştirip kendisini mirastan çıkarmak istediğini iddia etti. Mike dinlerken yüzü ciddileşti. “Polise gitmelisin,” dedi. Layla başını iki yana salladı. “Olmaz. Sadece… seninle konuşmak istedim. Birinin dinlemesine ihtiyacım var.”
Mike, genç kadının çaresizliğine inanmak istedi. İçindeki koruma içgüdüsü kabardı. Ama aynı zamanda karısına olan bağlılığı da aklının bir köşesinde duruyordu. Yine de Layla’nın gözlerindeki yaşlar, titreyen dudakları onu etkiledi. Ona inanıyormuş gibi yaptı. Belki de gerçekten inanıyordu.
Aynı gün Mike, Dean’le buluştu. Raporunu verdi: “Layla’nın sadakatsizlik yaptığına dair somut bir şey bulamadım.” Dean memnun görünüyordu ama sözleri garip kaçıyordu. Mike sorduğunda, “Bir hafta daha devam et, bu rolü oyna,” dedi. “Bir şey bulmandan mı korkuyorsun?” diye sordu Mike. Dean’in cevabı netti: “Seni bir şey bulman için tutmadım.” Layla’nın dayak yediği iddiasını da küçümseyerek savuşturdu. Mike’ın aklında soru işaretleri büyümeye başladı. Dean’in tavırları samimi değildi. Sanki herkes bir oyun oynuyor, kendisi de bu oyunun içine çekiliyordu.
Akşam olduğunda Layla yine Mike’ın kapısındaydı. Bu sefer daha panik halindeydi. “Beni öldürmeye çalıştı,” diye fısıldadı. “Gerçekten… yastıkla boğmaya çalıştı. Kaçtım.” Mike onu içeri aldı. “Polis çağırıyorum,” dedi ama Layla bileğini tuttu. “Hayır. Lütfen. Sadece… bir yere ihtiyacım var. Karın anlar, değil mi?” Mike tereddüt etti. Sonra başını salladı. “Burada kalabilirsin.”
Layla yaklaştı. “Benim için karını bırakır mısın?” diye sordu aniden. Mike’ın boğazı düğümlendi. Uzun bir sessizlikten sonra, istemeden de olsa “Evet” dedi. Kelime ağzından çıktığı an pişmanlık hissetti ama geri alamadı. Layla’nın yüzünde kısa bir zafer ifadesi belirdi. Sonra sesini yumuşattı. “Ama senin bana verebileceğin şey… benim ihtiyacım olan değil.”
Mike kaşlarını çattı. “Ne demek istiyorsun?”
Layla yavaşça konuştu. “Tehlikeli bir adamla birlikte olmayı tercih ederim… eğer o adam ortadan kaybolursa. Yaşlı. Bir kaza gibi görünebilir.” Mike geri çekildi. “Delirdiğimi mi sanıyorsun?” Layla cevap vermedi. Bunun yerine paltosunu omuzlarından kaydırdı. Altında sadece siyah, dantel bir iç çamaşırı vardı. Bedeni, loş ışıkta adeta davetkâr bir tuzak gibi parlıyordu.
Mike’ın nefes alış verişi değişti. Layla ona yaklaştı, dudaklarını onunkilere değdirdi. Öpücük yavaş başladı, sonra derinleşti. Tam o sırada Mike’ın telefonu çaldı. Ekranda karısının adı belirdi. Layla öpücüğü bozmadan fısıldadı: “Açma.” Mike, parmağı ekranın üzerinde asılı kaldı. Sonra telefonu ters çevirdi. Layla’nın eli yavaşça onun kasıklarına indi, nazikçe kavradı.
“Ne yapmamı istiyorsun?” diye sordu Mike, sesi kısılarak.
Layla’nın dudakları onun kulağına yaklaştı. “Kaza gibi görünsün istiyorum. Yarın gel. Her şeyi hazırlarım.” Elini biraz daha sıktı. “Sadece gel.”
Ertesi gün Mike, Layla’nın evinin önünde arabasından indi. Kalbi göğüs kafesini dövüyordu. Kapı aralandı. Layla, parmaklarını dudaklarına götürüp “Uyuyor,” diye fısıldadı. Mike içeri girdi. Ev sessizdi. Yatak odasının kapısı aralıktı. İçeride yaşlı adamın düzenli nefes alışverişleri duyuluyordu.
Mike duraksadı. “Ne yapacağım şimdi?”
Layla’nın sesi çok yakındı. “Yastık…”
Kelime odanın içinde asılı kaldı. Mike yutkundu. Elleri titriyordu. Layla’nın bakışları onu itiyordu; hem arzu hem de soğuk bir kararlılık vardı o gözlerde. Mike yastığa uzandı. Ağırlığı elinde hissetti. Adam hâlâ derin uykudaydı. Dışarıdan bakınca her şey gerçekten bir kaza gibi görünebilirdi. Kalp krizi… boğulma… yaşlılık…
Ama Mike’ın aklında başka sorular da vardı. Dean’in o garip tavırları, “bir şey bulmanı istemiyorum” cümlesi, Layla’nın her seferinde polisi reddetmesi… Her şey çok temiz, çok planlı görünüyordu. Layla gerçekten kurban mıydı, yoksa herkesi kendi mirası için birer piyon olarak mı kullanıyordu?
Layla arkasından yaklaştı. Göğsü Mike’ın sırtına değdi. “Hadi,” diye fısıldadı. “Bitir bunu. Sonra… ikimiz oluruz.”
Mike yastığı kaldırdı. Elleri terliyordu. Adamın yüzüne baktı. Bir an için karısını düşündü. Sonra Layla’nın siyah dantelli bedenini, dudaklarını, vaatlerini… Yastığı indirmeye başladığı anda, zihninde tek bir soru netleşti:
Bu işin sonunda ayakta kalan tek kişi kim olacaktı?
Layla mı, Dean mi, yoksa kendisi mi?
Ve en önemlisi… bu gece gerçekten bir kaza mı olacaktı, yoksa planlanmış bir cinayet mi?
Yastık, yavaşça yaşlı adamın yüzüne doğru yaklaşırken, Layla’nın nefesinin boynunda gezindiğini hissetti. Kadın, çoktan kazanmış gibi gülümsüyordu. Mike ise hâlâ karar vermemişti. Ama zaman tükeniyordu. Ve bir kez yastık indirildiğinde, geri dönüş olmayacaktı.