Videodaki Oyuncular: Nathan Bronson, Penny Barber
İçine Boşalabilir Miyim Üvey Anne ? Türkçe Altyazılı Porno
Cuma gecesiydi. Ev sessiz, dışarıdaki dünya ise her zamanki gibi hareketli ve gürültülüydü. Andie Anderson, oturma odasında kanepeye kurulmuş, elinde bir kadeh şarap, televizyonu açık ama izlemiyordu. Saçlarını dağınık bir topuz yapmış, üzerinde sadece ince bir tişört ve şort vardı. Kapı açıldığında başını kaldırıp üvey oğluna baktı ve gülümsedi.
“Cuma gecesi!” dedi, sesi hem şaka hem de hafif bir sitem taşıyordu. “Hiç planın yok mu? Dışarıda takılacağın güzel kızlar falan?.. Ben de evdeyim. Kızlarla gecemiz iptal oldu. Ama üvey oğlumla vakit geçirmekten de şikâyetçi değilim. Sen oldukça havalısın… en azından bana öyle geliyor.”
Oğlan kapı eşiğinde durmuş, elinde ceket, biraz şaşkın bakıyordu. Andie, kadehini yudumlayıp devam etti:
“Yalan söylemeyeceğim, biraz kıskanıyorum seni. Gençsin, yakışıklısın. Ve en güzel yanı… istediğin her şeyi, istediğin herkesle yapabiliyorsun hâlâ.”
Bu cümleler havada asılı kaldı. Andie, sözlerinin ağırlığını bilerek söylemişti. Gözlerinde hafif bir parıltı, dudaklarında ise yarı alaycı yarı davetkâr bir gülümseme vardı. Kanepeye hafifçe yanaşarak yer gösterdi. “Gel, otur. Madem ikimiz de evdeyiz… en azından sıkıcı bir Cuma gecesi geçirmeyelim.”
Oturduklarında aralarındaki mesafe azaldı. Andie, bacağını altına alıp döndü, yüzü oğluna dönüktü. Tişörtünün yakası hafifçe kaymış, omzunun çizgisi görünüyordu. “Gerçekten,” diye devam etti daha yumuşak bir sesle, “bazen merak ediyorum. Senin yaşındayken… her şey daha kolaydı. Şimdi ise herkes bir şeyler bekliyor, kurallar koyuyor. Ama sen… hâlâ özgürsün.”
Parmak uçlarıyla kadehinin kenarını okşarken ara sıra oğluna bakıyordu. Bakışları uzadıkça uzuyor, sonra utangaçmış gibi kaçıyordu. “Kızlarla gece iptal olunca biraz keyfim kaçmıştı doğrusu,” dedi. “Ama şimdi düşününce… belki de daha iyi oldu. Seninle takılmak bambaşka.”
Televizyonun sesi kısılmış, odada sadece hafif bir müzik ve ikisinin nefesleri kalmıştı. Andie, bir ara öne doğru eğildi. “Şunu sorabilir miyim?” dedi. “Hiç… üvey annenle böyle takıldığın oldu mu? Yani… sadece sohbet edip, şarap içip, hiçbir şey umursamadan.”
Cevap gelmeden kendi cevabını verdi: “Ben hiç yapmadım. Ama şu an… hiç fena hissettirmiyor.”
Şarap bittiğinde Andie ayağa kalktı, mutfağa gitti. Dönerken elinde şişeyle geldi, bu sefer kanepeye daha yakın oturdu. Dizleri neredeyse değiyordu. “Biliyor musun,” diye fısıldadı, “kıskandığım tek şey gençliğin değil. O özgürlük… istediğin kişiye dokunabilmek, istediğin geceyi yaşayabilmek. Ben de bazen unutuyorum… hâlâ istediğim şeyi yapabileceğimi.”
Eli, oğlunun koluna hafifçe değdi. “Mesela şimdi. Burada, yalnızız. Kimse yok. Baban da geç gelecek. Ve ben… üvey oğlumun yanında, Cuma gecesini değerlendirmek istiyorum.”
Parmakları kolundan yukarı kaydı, omzuna ulaştı. “Sen gerçekten yakışıklısın,” dedi açıkça. “Ve ben de… hâlâ bir kadınım. Üstelik şu an hiç de ‘anne’ gibi hissetmiyorum.”
Öpücük, beklenmedik ama kaçınılmazdı. Andie önce tereddütlü, sonra kararlı bir şekilde yaklaştı. Dudakları değdiğinde odadaki tüm Cuma gecesi yorgunluğu, iptal olan planlar, kıskançlık cümleleri bir anda başka bir şeye dönüştü. Elleri tişörtünün altına girdi, tenini hissetti. “İstediğin herkesle… istediğin her şeyi yapabiliyorsun,” diye mırıldandı öpücüklerin arasında. “Ben de yapmak istiyorum. Seninle.”
Kanepe dar geldi. Andie, oğlunu yavaşça yatırırken gülümsüyordu. “Kızlarla gece iptal oldu ya… belki de kader.” Tişörtünü başından geçirip attı. “Şimdi ise sadece sen ve ben varız. Ve ben… üvey oğlumla gerçekten iyi vakit geçirmek istiyorum.”
Gece ilerledikçe Cuma’nın o klasik “evde kalma” hali tamamen silindi. Yerine sıcak nefesler, birbirine dolanan bacaklar, yasak ama bir o kadar da doğal dokunuşlar geldi. Andie, oğlunun üzerinde salınırken ara sıra eğilip kulağına fısıldıyordu: “Hâlâ kıskanıyorum seni… ama şu an, seninle olmak daha güzel.”
Saatler sonra, ikisi de nefes nefese, terli ve birbirine sarılmış halde yatıyorlardı. Andie, parmaklarıyla oğlunun göğsünü okşarken hafifçe güldü. “En iyi Cuma gecesi planı… plansız olandı galiba.”
Dışarıda şehir hâlâ uyanıktı. İçeride ise bir üvey anne ile üvey oğul, sadece birbirlerine ait olan sessiz, sıcak ve unutulmaz bir geceyi paylaşıyorlardı.
Andie Anderson’ın bu sahnesi, o tanıdık “Cuma gecesi evde kaldık” durumunu bambaşka bir yere taşıyor. Kıskançlıkla başlayan sohbet, yavaş yavaş açılan arzuya, oradan da tamamen kendilerini bıraktıkları tutkulu bir yakınlığa dönüşüyor. Bazen en iyi planlar, hiç planlanmayanlardır. Ve bazı üvey anneler… Cuma gecesini gerçekten unutulmaz kılmayı çok iyi bilir.